1 Aralık 2010 Çarşamba

Kısa Geçelim

DENEME-YANILMA


1 ortalı harita metod yüreğim.
Kıyıdaki sevdalar,
Paralel uzanıyor göğsüme..
Gözlerimdeki sağnak yağışa nispeten
Saygılı esiyor rüzgar..
Bir dost kadar uzakta şimdi mevsimler..!
Ne ben biliyorum,
Ne de hocam söylüyor zaman ve mekanı..!


---

Okuyoruz kitabı fakat
Başını kaçırmışız..
Yarım kalan bir film tadında
Sonu meçhul toprağız..
Ama pürdikkat kesilmişsiz!"saçmalık"
Ne cahilliğine at suçu ne de tanrıya..
Elinde olmayan bir şeyi
Gömemezsin mantığına..!

------

Ey Tanrım
Sınama artık beni.
Tükenmek üzere kalemim.
Ne sigaram kaldı ne silgim
Ey Tanrım
Delirmek üzereyim ört artık üzerimi


-------

Birine değer biçmek ahmaklıktır.
Kime düşmüş had belirlemek..
Sen doğru sıralamışsan harfleri,
Ne hacet kalır eleştiriye
Ne dostun küser verdiğin değere..


-----

Bunalmak
Her gece aynı teraneden…
Terk etmek
Her gece aynı manzarayı..
Pes etmek
Her kabustan uyanarak…
Susmak
Her cümleye es vererek..
Öldürmek
İçimdeki melankolik genci..
Yaşatmak aksine kendini..
Senin söylemene ne hacet..
Benim gözlerim hala dumanlı..
Sigaramın son demleri artık..
Ne sen ortada koy beni..
Ne ben sana yazayım artık aciz kalemimle
Sağlıcakla..!

Suskunluk başa bela
Hele de bu kurak zamanda..

Yorgun bir yelkovanın yakarışları
Duyulmuyor bile

Zaman mantıkta yer etmemiş,
Ruhum hissetmemiş,
Dermanım kalmamış neye yarar?
Sen yeter ki susma..

 ------

Keskin bir sessizliği 
Ne bozabilir bu ışıksız zamanda..
Sen bozabilir misin mesela?
Yada bürünebilir misin tanrı rolüne?
Yarım akıllı tutmuşken feneri kendine..
Senin ne haddine seslenmek..
Ortaya atmak kendini..!
Daha sadesi, Sen kimsin ki?!

30 Kasım 2010 Salı

19 Yaşında





Daha 1.5 yaşında
Yere düştü kıç üstü.
Ağladı ağladı ve sustu.
Daha 5 yaşında
İlk yaptığı resmi
Katlayıp koydu bir köşeye.
Daha 10 yaşında
Aşkı tattı
"İlk"i yaşadı.
Daha 15 yaşında
En vurucu ayrılığı yaşadı
Ve "elveda"yı öğrendi.
Daha 17 yaşında
O nefret dolu dumandan
İlk nefesini aldı
Ve savurdu hunharca boşluğa.


19 yaşındayken.
5yaşında çizdiği resmi buldu.
Ve yine kıç üstü oturdu orada
Ağladı biraz sonra sustu
İlk aşkı gibi sarıldı ona
Ve maziyi yırttı.
Sonra dertlenip son sigarasını yaktı.


Ve devamı hep boşluk, hep karanlıktı...


30.11.09 16:46

23 Kasım 2010 Salı

Birisi Not Bırakmış


Yazamam öyle durduk yere
Boş laflar etmek istemem çünkü.
O kadar karaladım ki senin için
Kalbim imla hatalarıyla doldu.
Boşa amin denilen bir duanın
Son iki hecesiyim.Bak!
“LÜT-FEN”

Yazıyorsam şu anda boş kağıda
Dolduruyorsam tamamını,
Senin pervasızlığından,lakırdılarındandır..
Zor aslında biliyormusun!?
Tanrı değilim nede olsa..

Yazmışsam ne istediğimi
Aşktan değil boşa giden emekten,
Cahilliğimdendir.
Hüzünlü bir şarkı,okkalı bir kahve
Ve son sigaram en büyük aşkım artık..
Nede olsa köreltmiyor belli ederek.

Not:Serzeniş değil bir özeleştiriydi.Kendine iyi bak!

06:38                        23.11.10

20 Kasım 2010 Cumartesi

Şimdi!

Yağmur
Yapraklarımda şimdi..
İnce ince süzülüyorlar
Kollarımdan.
Tutmak  istesem de..
“Hayır” olmuyor..

Kar
Gözlerimde şimdi..
Lapa lapa kalbimde birikiyor.
Neye yorarsam onu
O geliyor aklıma.
Her seferinde, yeniden durmaksızın..

Mektupların
Elimde şimdi
Heceliyorum hepsini
Tek tek..
Anılarımla yaşayan aciz “ben” işte..

Soruların
Hala aklımda..
Kafa kurcalayan,
Dert yaratan..
Olmayan kalbine inadına faça attıran..
Şimdi!
Ne yağmur yağıyor kurumuş yapraklarıma
Ne kar tutuyor, çığ düşüyor aklıma
Ne mektupların bitiyor “uzaklardan”
Ne de soruları cevaplanıyor
Şimdiki “senin”..

Ozan Çeğil                                    02:45                       20.11.10

12 Kasım 2010 Cuma

Olmuyorsa..

Sorgu sual bitmiyorsa,
“Güven”in anlamı nafile geliyorsa,
Ruhun saçmalıyorsa en mutlu anında,
Zaman geçmiyorsa,
Kulakların çınlıyorsa,
Hayallerin son buluyorsa artık,
Kabusların artmışsa
Boğazın düğümleniyorsa,
Sigaran tatsızlaşıyorsa,
Tanrı’yla muhabbetin artmışsa,
Kaşıyorsan başını,
Yalnızlığı özlüyorsan
Susmak bilmiyorsa doğruların
Mantık arıyorsan şayet

Aşk çoktan bitmiş son demlerinde kin güdüyordur sana..

Ozan Çeğil                            12:51                                         12.11.2010

10 Kasım 2010 Çarşamba

Delikanlı

Bak yine yalan söyledim sana
Aldattım sonuna kadar
Dibine kadar yaşadım seni başkasında
Sonra yarım kalan sigaramı
Islattığın son izmariti yaktım tekrar..
Hiç bir şey değişmemiş sanki
Her şey yerli yerinde..
Tekrar döndüm
Ve bu sefer sol yanağımdı
Kıpkırmızı ve bir o kadar masum
Elvedalarım can acıtır bilirsin..
Bir melodi kadar masum,
Bir ünlem işareti kadar düşündürücü
Işıkları kapattım
Ay, son demlerinde benim yanımda
Ve bu kez güneşi aratmayacak kadar
Hırslı..
Elime geçen bir anı,fotoğraf her neyse
Saatler boyu yaşadım onları
Aralıksız ve sıkıcı..
Son içtiğin şarabın kadehi
Duruyor oracıkta
Yıkamaya yeltenmedim bile..
Belki diler gelir dudak izlerin
Belki dillenir sarhoşluklarımız..
Ama ben yinede
Bekleyeceğim camdan bakarak
O boş sokağa..
“Farkın…aslında bir farkın yok
Sen yine başkası
Ben yine inadına aldatan o
“Delikanlı”..”

Ozan Çeğil             12.38            10.11.2010

5 Kasım 2010 Cuma

Bir Sonraki Yağmurda

Bakarken pencereden dışarı
Tek başına sokak lambası
Cam vuran yağmur damlaları
Ve şemsiyesiz biri…
Islanmış her yanım
Neye yarar yağmur
Aşkla sarsa tüm yanımı.
Neye yarar ruhum
Sen yokken yanımda
Neye yarar izlemen
Beni bir yerlerden.
Neye yararım ki ben sensiz…
Kendi kendine konuşuyor
Tanır gibi oluyorum
Her cümleden sonra dönüyor arkasını
Tam anlayamadım
Deli divane olmuş aklım
Zarar ziyan gönlüm
Olmadık yerlerde olmadık
Kalpler çıkıyor karşısına
Tabiî ki “hayır” diyor fakat
Nedenini bilmeden..
Seni aratmayacak bir kalp
Çıksa ya karşıma
Tanıdım o yüzü
Çıkmalıyım karşısına
Islanmalıyım belki ama
Rüyalarımdan,hayallerimden
Bıktım..
Ve şimdi gidiyorum yanına
Artık üzülüyorum halime
Bu sokak lambasından farksızım
Kendime yetiyor gücüm
Yağmurlu zamanlarda..
Hoş yağmurda da kimse olmuyor ya..
Şimdi kaldırıyorum elimi
Ve selam ediyorum sana
Bir sonraki yağmurda
Bir sonraki lambanın altında
Buluşmak üzere..Hoşçakal

Ozan Çeğil                          04:25 05.                                 11.2010

3 Kasım 2010 Çarşamba

Benim Gecelerim Var

Neden susuyor gecelerim?
Sen varken gülünç olmaktan,
Neden vazgeçemiyor gündüzlerim..

Ben her telden çalıyorum artık
Hüzünleri, sevinçleri…
Her gidişinde bir nota daha saplanıyor
Şu ahengi bozuk yüreğime..
Sensiz kalan sayfalarım
Ağlamaktan ziyade
Suratıma vuruyor “bence”lerini.
Geçit verme ki rüyalarına
Sahiplenmeyeyim onlara

Bak gördün mü?
Artık yazamıyorum bile sana..!
Senin değil, benim acizliğim
Acizliğim nefretim..

Sen giderken,
Ben yine sıyırıyorum soru işaretlerini.
Peki ben giderken sen ne yapıyorsun?
Kalan kelimelerle oynayıp
Bana mı yolluyorsun!?

Yapma..
Benim gecelerim var
Ne aklın kalır elinde
Ne bir umut bırakır sinende
Yapma..

27 Ekim 2010 Çarşamba

Gururlu ve Saf

Her geçen gün
Sigaram biraz daha tatsızlaşıyor
Biraz daha köreltiyor seni..
İç cebimdeki kösteklim
Artık izin bile vermiyor ona bakmama..
Her adımda geçmişe mi
Yoksa geleceğe doğru mu gidiyorum?
Meçhul…

Biçare gecelerim benden medet umuyor..
“Uyuma! Kal burada”
Tıpkı sigaram gibi o da son veriyor
Acıma, anılarına..

Biraz titrek ellerim
Kendinden emin şu sıralar..
Son verdiğim her şeye
Gözü kapalı yanıt veriyor..
Son sigarama,
Son kadehime acımadan oracıkta öldürüyor.
Ve gidişinde en zor olanı
Sana “elveda” demeden dönüyor arkasını..
Gururlu ve saf…

25 Ekim 2010 Pazartesi

Bir Kurbanın Gözyaşları



Allahım ne bu soğuk böyle..Çok karanlık burası.Neredeyim ben?
Şurda cebimde çakmak olacaktı.Çokta dar burası yahu..Neredeyim ben!!
İki santim oynasam yerimden uzanıcam şu lanet çakmağa ama...
Gözlerim açıkmı kapalımı belli değil..Şimdi çıldırıcam,bağırıcam..
Yine bir oyun içindeyim değil mi?Zevk alıyosun dimi? Şükür istiyosun karşılığında öyle mi?
Al sana şükür..İmdaaat!Çıkarın beni bu lanet yerden..
İyide neredeyimki ben?Nasıl bir döngünün içindeyim..Demek söyledikleri yalanmış..
Tünelin ucunda ışık mışık yok..Bi yere gittiğimde yok.. Ne oluyo ya!!

Bir kurbanın gözyaşları
Ne kadar üzebilirki elleri
Hangi birinden vazgeçebilir
Seçtiği hayatlardan

Bir kurbanın gözyaşları
Ne kadar delebilir karanlığı
Saçmaladığını anlayana kadar
Ne kadar bağırabilir..”

Tok bir ses geldi..Metale benziyor..Mezbaha kapısı açılıyor sanki..Hass.ktir "ışık"!Doğruymuş ulan..Gittikçe büyüyor..İşte kurtuluyorum,sonunda duydular sesimi Çok saolun..Çok yaşayın ulan!
Ee nereye gidiyorum ben şimdi.. Bu tıkırtıda ne?Sedye mi bu?İyide ne işim var sedyenin üzerinde..Hey Allahım! 
Gidiyoruz bakalım dört küçük teker tepesinde..Gebericem meraktan!

Bir kurbanın gözyaşları
Ne kadar bilebilir
Ne kadar sorabilir
Geleceğe dair soruları

Bir kurbanın gözyaşları
Ne kadar dayanabilir
Karşısındaki ışığa
Daha ne kadar kumar oynayabilir
Geride kalan karanlıkla..”

Yeteer! Kapatın şu ışıkları..Gözlerim acımaya başladı..Bi dakka..Ellerim,kollarım,ayaklarım gözkapaklarım!
Kımıldasanıza be, oynayın ulan!Nası bi şey bu,Nasıl bi aldatmaca..Taş kesildim resmen, yetilerimkaybolup gittiler..
Bu gördüğüm üç tane dipdibe kocaman ampul ne anlama geliyor?
Peki yanımdaki iki çelimsiz, üzerinde beyaz önlük,birinde gözlük birinde bone olan adamlar kimdir?Neyin nesidir bu insanlar..
Neden konuşmuyorum onlarla gözlerimin içine bakarken?
Neden tepki göstermiyorum?
Dur.. Dur!! Ne yaptığını sanıyorsun..Çek ellerini kaburgalarımdan.Hah şöyle kaldır elini yukarı..
Ama elleri neden kanrevan içinde..
Dursana be adam sokma şu ellerini ciğerlerime..Noluyor ya!!
Adam niye kurcalıyor midemi,dalağımı..
Tamam tamam.. korkuyorum itiraf ediyorum..
Hassiktir adamın elinde benim böbreğimin ne işi var..Duruuun!!

Kağıttan bozma bir dar ağacı
Ne kadar acıtabilir ki mantığı
Bir kurbanın gözleri
Ne kadar yaş dökebilir
Kağıttan bozma ağacı büyütmek için

Bir kurbanın gözyaşları Ne kadar sabredebilir
Önünde duran iki ucu boklu değneğe
Ne kadar tükürebilir
Yukarıdan bıyık aşağıdan sakal bakarken..”

Konuşun artık aldınız neyim var neyim yoksa..Ne yapıcaksınız onları..Hadi onları geç ben n'olucma?
Evet doktor dinliyorum..

-Maktulun elleri ve ayakları bi çakıyla kesilmiş..Katilin ruh hali tavan yapsa gerek..Adamın üzerinde hangi alet-edevat varsa kullanmış..Hunharca katletmiş resmen..Bir de sol göğsüne büyük bir kesik atılmış,elleriyle kalbi çıkarmaya çalışmış sanki.. Neyse biz yemeğe gidelim..tekrar bakarız doktor..!

Ne diyosunuz siz ya..Ne yani öldüm mü ben..Şimdi gömücekmisiniz beni?Kefenliceksiniz yani
Neydi günahım ey Tanrı!Reva gördüğün bu mu kuluna?
Peki sakinleştim..Neden hala buradayım söyle?Sanat anlayışın bumu..Böyle mi şekillendiriyorsun eks olmuş beyinleri?

Bir mantık ara
Yediğin haltlara
Bir akıl bul
Koşarak getir bana

Bir kurbanın gözyaşları
Ne kadar aldatabilir
Sapık ve bir o kadar 
Sağlıklı bedeni..

Bir kurbanın gözyaşları
Ne kadar saklayabilir duyguları...”

Öldüm ben..Gelmiycem bir daha
Şimdi gidiyorum..Helallik alıcam anamdan babamdan..
Bu saçma sapan kanatlar şimdiden canımı sıkmaya başladı
He bu arada..
Bedenimide alın atın bi yere fark etmez..
Tanrı onuda gömer meraklanmayın
Bizi kendimize gömdüğü gibi...


Nefes Almak/Vermek ?

Hangi gecelerin
Çıkmazıdır ki sabah
Doğan güneşe sırıtırken
Kim düşünebilir ki
Geçen o kasvetli zamanları..

Mantık yaşarken ekinoks
Sen nasıl düşünebilirsin
Baharı kışı...

Dert için yaşadığın,
Dermana ayırdığın zamanı
Ne kadar saklayabilirsin...

Bütün alemi merak edip
2 oda 1 salonda idame ettirmek hayatı...
Peki bi yalan kokuyor...

Yaptıkların;
Bir ormana gidip
Küçük bir çiçek dikmek...
Bekle ki büyüsün,
Sırıtsın kış ortasında..

Maddelenmiş ömrünün
Virgülüdür nefes almak..

Bu noktada soru şu olmalı
Güzel olan,
Nefesi almak mı yoksa vermek mi? 


Tanrı Beni Yarattı İlk

Eve varmama daha çok adım var..
Ufak ufak ilerliyorum

Tanrı;
Beni yarattı ilk..Sonra seni
Hep kızgın hep ah eden sen!
Yarattı işte
Seyreyledim olanı biteni..
Elimde yine son sigaram izledim..
Koşuyorsun bana doğru
Haykırıyorsun,
Burnundan soluyorsun yine
Buradan gördüğüm kadarıyla..
Boşlukta tırmanmaya çalışıyorsun
Dur durak bilmeden devam ediyorsun
Hah yoruldun demek..
Bunca şeyden sonra
Su vermişsin gül dökmüşsün
Ne yapabilirim ki!?

Tanrı;
Beni aldı yanına ilk..Seni bıraktı orada
Sol yanımdaki meleğin acizliğini  bir görebilsen..
Hep gülen ben yine gülüyorum
Halime değil haline!
Sonsuzum artık silüetim aklında hala ama
Bittim işte.
Senin başlangıcın benim sonum!
Mutluyum hala..Ne de olsa
Yokum ki ben…

22.10.10                                                 05:22                                                  Ozan Çeğil

10 Ekim 2010 Pazar

Senin Cennetin Neresi?

Sansürlenmiş
 sokakların,
En nadide eseridir
Mir çekilmiş pencereler.
Ayşe teyze çıkamaz olmuş,
Şimdiki kepenkli camlara..
Zinciri boşalmış bir adamın
İlk bakışlarıdır bu sokağa..

Tüyleri dik bir açıyla
Havaya kalkmış kedinin..
Umursamaz tavırları
Bir selama bedeldi belkide..
Nisan ayının ilk günlerinde
Kuruyan yapraklar vurur olmuş suratlara..
Bu susuz, sansürlü sokakta..

Baş üstündeki haleler
Ünleme tercüme olmuş.
Adi bir kumaş gibi yırtılmış
90 sonrası asfalt yollar..
Soru işaretlerine yol açıyor sessizce..

Tanrı'nın ak pak ellerinden 
Bir ağacın ortasına inen yıldırım
Depresyona sokup
İntahara teşvik ediyor koca çınarı..

Bir paradoks içinde yuvarlanan 
Kaldırımlar,
Tecavüzüne uğrar olmuş rüzgarın..

Kırık dökük bir trafik lambası
Aşağılayıcı bir bakışla
Kırmızıya bürünmüş,
Tanrı'yı bekliyor şimdilerde..

İşte bu benim!
Senin cennetin neresi?

1 Ekim 2010 Cuma

Ama Hangi Gün?

Unutmak zor iş değil mi?Ben unutamıyorum valla..Gördüğüm suretlerin hiç birini unutamıyorum mesela..
”Boşver”, diyorlar AMA NASIL?

İki parmak boyunda güneş koynumda şimdi
Senin kadar olmasa da
Boş bırakmıyor göğsümü..
Hoşnut değil gibi
Saat 3ü vurduğunda kalkıp gidiyor
Bir şey demeden..

Üzücü…
Ama olsun yarın sabah erkenden  yine yanımda..

Parmak izleri var
Aynada,lavaboda,çekmecede,sehpada
Her yerde..
Madem geldin neden uyandırmadın beni?
Kahve içer sohbet ederdik fena mı..
Anlaşılan tüm anılarını almaya gelmişsin
Ya ben?
Benide katmayacakmısın anılar-ımız-a

Üzücü
Olsun, unuturum bir gün..

Ama hangi gün?

Ozancegil                                             03:48               17-09-2010

Aldanma Bana



Aldanma bana
Ben nasılsa üfleyeceğim seni..
Olurda aldanırsan
1-2 kelimelik hatrın kalır ciğerlerimde..
Feri gitmiş gözlerimden
Ufak bir el uzanırsa tutma..
Nasılsa bakmayacağım sana,
Dumanımda sen oldukça..
Giderken çığlık atacaksın
Ama ben
Sessiz sedasız söneceğim oracıkta..
Sen misin ben olan..Yoksa biz miyiz boşluğa tırmanmaya çalışan?

Aldanma bana
Telkinlerimle çıkamazsın başa..
Bilinçaltım çıkabilir karşına.
Sen gülerken bana,
Ben yarı açık gözlerle uğurlayabilirim
Mantığını koltuk altında..

Giderken çığlık atacaksın
Ama ben
Sessiz sedasız söneceğim oracıkta..

Aldanma bana
Hoyrat davranır bazen kelimelerim
Sona sakladığını en başta,
En olmadık anda vurur suratına..
İnceden bir melodi fısıldar kulağına
Ve koyar aşk denen illeti
Beyninin bir yanına..

Giderken, çığlıktan öte
Yırtacaksın boğazını..
Ve bırakacaksın serin sulara bedenimi..
Ellerim göğsümde
İstifimi bozmadan bakacağım sana
Sen ise bende bulamadığını
Başkasında arayacaksın.. Aldanacaksın!!

BİR ŞAİRİN SİLGİSİZ KALEMİNDEN İKİMİZ

Bir memurun
İki yakası gibiydik..
Ne taktığımız kravat 
Sakindi bedende..
Ne kopan düğmelerimiz
Artık yerinde..
Leyla'ya Mecnun'dan halliceydik..
Ne ben aştım
Çölleri..
Ne sen izin verdin buna..
Bir ormanın patikasıydık
Ne kimsenin
Ne de üzerimizden geçen
Rüzgarın haberi vardı bizden..
Bir iki teke dışında..
Bir silah gibiydik ikimiz
Sen hep tetik
Beni de namlu yapmak isterdin..
Ama ben 
Emniyet kilidinden başka
Bir şey değildim..
68 kuşağı gibiydik..
Ne kapandı sandığımız 
Yaralarımız kapandı..
Ne de aklımıza geldi,
Oturup dertleşmek..
Bir emekçinin boş cebi kadar 
Masum..
Bir ülkücünün karakteri kadar
İnatçıydık..
İstanbul gibiydik ikimiz
Sen İstiklal'de volta atan
Bir insan..
Ben varoşlardan
İstiklal'e bakan platonik
Bir aşık..
Bir insanın yaşadıklarıydık biz
Ben göz, sen kulak olmayı seçtin..
Sen duyduklarına inandın
Önyargılı hep..
Ben gördüklerime kulp bulup
Kulaklarıma inandım..
Bir cümlenin ortağıydık biz
Sen hep "ben" olmak isterken,
Ben virgül olurdum
Olsamda olurdu, olmasamda..
Fakir bir evin bahçesiydik
Sen Ocak ayında sırıtırken semaya,
Ben karların altında eylemsiz dikendim..
Ne kötülüğümü gördü kimse
Ne de iyiliğimi..
Sen solarken gözlerimin önünde,
Ben ağladım
Gülerek gitmene..
Küçük bir semtin
Rıhtımıydık ikimiz
Çok dalga kırdık beraber
Bir o kadar da darbe yedik,
Sessizce..
Gece deniz feneriyle
Gündüz güneşle aldattık
Birbirimizi..
Bir sigaranın
İki farklı dumanıydık..
Sen heycan ve zevkle içilen
İlk nefes..
Ben izmaritle dertleşirken
Söndürülen
Tiksinç son tat..
Kuzey kutbuyuz ikimiz
Ben buzdağının görünmeyen tarafı
Sen ise tüm bunlara rağmen
Tepemde dikilen
Koca bir güneş..
İki mumdan farkımız kalmadı
Şu aralar..
Ne senin ihtiyacın var 
Kendini görmeye
Ne de benim aydınlanmaya niyetim var..
Bu saatten sonra..